MEDYA OKURYAZARLIĞI GÖRDÜĞÜNE İNANMA ANLADIĞINA BAK
Gazeteyi elime aldığımda ilk yaptığım şey
manşete bakmak değil,kimin yazdığına
bakmak oldu. Çünkü artık bilgi dediğimiz
şey,önümüze servis edilen her başlık değil.
Medya okuryazarlığı tam da burada
başlıyor.
GELEN BİLGİYİ SORGULAMADAN
YUTMAK.
..............
Biz her gün ortalama 300'den fazla
mesaj, video,haber ve reklamla
karşılaşıyoruz.
.............
Telefonu açar açmaz algoritma bize
"ilgileneceğini düşündüğü" dünyayı
sunuyor. Sorun şu ki,bu dünya gerçek
dünyanın birebir yansıması değil.Bir
filtre,bir başka başlık,bir kırpılmış video
ile aynı olay bambaşka anlatılabiliyor.
............
Geçmişte gazeteci,
editör,
yayın yönetmeni gibi süzgeçler vardı.
Şimdi herkes hem yayıncı hem izleyici.
Bu özgürlük harika ama sorumluluğuda
beraberinde getiriyor.
............
Peki medya okuryazarı olmak ne demek?
Üç basit soru sormakla başlıyor.
...........
1- KİM SÖYLÜYOR? Haberin kaynağı
güvenilir mi,çıkar ilişkisi var mı?
Tanımadığın bir sayfa büyük bir iddia
atıyorsa iki kez düşün.
..........
2- NEDEN ŞİMDİ? Bu haber neden tam
bugün önüme düştü? Bir gündem mi
yönlendirmeye çalışıyor,dikkatimi mi
dağıtmaya çalışıyor?
...........
3- EKSİK NE? Görüntü tamam ama
bağlam nerede? Başlık öfkelendiriyor
ama metin sakin mi? Yorum mu haber mi,
bunu ayırt edebiliyor muyum?
..............
Okullarda matematik kadar önemli olması
gereken ders bu.Çünkü yanlış bilgi,yanlış
oy,yanlış sağlık kararı demek. Sosyal
medyada gördüğümüz bir videoyu
paylaşmadan önce 10 saniye beklemek,
tersine görsel arama yapmak,farklı iki
kaynaktan onaylatmak artık yurttaşlık
görevi.
............
Medya okuryazarlığı "şuna inanma,
buna inan" demek değil.
"Nasıl düşüneceğini" öğretmek.
Manipülasyona kapalı,meraka açık bir zihin
inşa etmek.
............
Sonunda elimizde kalan şey bilgi değil.
muhakeme olacak.Ve muhakemesi olan
toplum, hangi mecrada olursa olsun
ayakta kalır.
............
Unutmayalım: Ekran bize ne göstereceğine
karar verebilir.Ama biz neye inanacağımıza
karar veririz.

