• Dolar 5.88
    Euro 6.53
  • Altın 281.06
    Bist 94302
  • 24° Mersin

İlginizi Çekebilir

İşe alınan 100 kadın personel eğitimden geçti

Şahin: “Sağlıkta kalitemiz devam ediyor”

Gültak'tan gençlere üniversite hazırlık kitap seti

Sit alanındaki kaçak kazıya suçüstü

Büyükşehir Güz Konserinde İlmiye Valsi

Yoga yaparak meme kanserine dikkat çektiler

ERTUĞRUL GAZİ’ DE KAYGI YA YER YOK

Erdemli’de, Öğrencilere depresyon ve kaygı bozukluklarıyla baş etme konusunda bilinçlendirildi Erdemli Ertuğrul Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Çocuk Gelişimi Ve Eğitim Alanı tarafından organize edilen ‘’ Depresyon ve Kaygı Bozuklukları ‘’ konulu seminer Yrd.Doç. Dr. Veli YILDIRIM tarafından gerçekleştirildi.

Erdemli’de, Öğrencilere  depresyon ve kaygı bozukluklarıyla baş etme konusunda bilinçlendirildi

Erdemli Ertuğrul Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi   Çocuk Gelişimi  Ve Eğitim  Alanı  tarafından  organize edilen ‘’ Depresyon  ve  Kaygı  Bozuklukları ‘’ konulu  seminer Yrd.Doç. Dr. Veli YILDIRIM  tarafından  gerçekleştirildi.

Okul  müdürü  Mustafa  Tat yaptığı konuşma da; Engin ve  kıymetli  bilgileriyle  yolumuza  ışık  tutacak  ve  herkesin  kendisine  bir  pay  çıkaracağı  bu  konuşmasından  dolayı  Yrd.Doç. Dr. Veli YILDIRIM’a  teşekkür  ederek  kendisini  dinlemekten  ve  ağırlamaktan  büyük  mutluluk  duyduğunu  belirtti.

Yrd.Doç. Dr. Veli YILDIRIM  kendisine  bu  fırsatı  sunan  Zeynep DERE  ve  okul  müdürü Mustafa TAT  başta  olmak  üzere  emeği  geçen  herkese  teşekkür etti. Bu seminerin eğitim öğretim yılının başında olmasının yıl içerisinde öğrencilerde başarı durumunu olumlu etkileyeceğini düşündüğünü söyledi. Bu tarz çalışmalara her zaman seve seve katılacağını dile getirdi.

Seminerde konuşan Yrd. Doç. Dr. Veli Yıldırım,” Olayları gözümüzde büyütüp, üstesinden gelemeyeceğimizi düşünürsek gerçekten de olaylar büyür ve üstesinden gelemez hale gelir. Başarıya ulaşmak için, öncelikli olarak kendi gücümüzü inanmalıyız ve başarı kendiliğinden gelir. Birçok ruhsal ve bedensel rahatsızlıkta panik atakta olduğu gibi şikayetler yaşarlar. Bu sebeple bu belirtileri yaşayan bireyler önemli bir hastalığın olmadığından emin olunması sebebiyle bir branş doktoruna (uzman bir dahiliye doktoru, kardiyoloji uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı veya nöroloji uzmanına) gitmelidir.

Bir dahili hastalık yoksa muhakkak psikiyatri doktoruna gitmelidir. Panik atak aslında sadece bir belirtidir. Panik atakla; Panik Bozukluk, Depresyon, Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Sosyal Anksiyete Bozukluğu gibi hastalıklarda beraberinde görülebilir. Tanı konulmuş panik atak tehlikeli değildir fakat korkutucu olabilir.

​​​Stresli yaşam olayları anksiyete atağını tetikler. Hastalar genel olarak kısa bir süre önce olumsuz bir olay (örneğin bir yakının kaybı, ailevi çatışmalar, çevre ya da iş değişikliği) yaşamıştır. Hatta kendi duygularını bastırmış güçlü görünen bireylerde ataklar genellikle olaylar normale döndüğü ve rahatlamaya başladıkları bir anda olabilir. Bazı hastalarda da bedensel bir hastalık anında (Epilepsi, kalp krizi, pulmoner emboli veya hipertiroidi vb. gibi hastalık) yaşanan bedensel belirtiler anlamında dikkat artması söz konusudur.

Korkunun neden olduğu aniden duyulan bir ses, kuduz köpek, doğa olayları gibi korkuya sebebiyet verebilecek uyaranların sonunda beynimizdeki otonom sinir sistemi aktifleşip kortizel ve adrenalin salgısını tetikler. İşte bu hormonlar saniyeler içerisinde kalp ve solunum hızını, kan basıncını arttırır ve de korkuya sebep olan uyaranlardan kaçmak, uyarana karşı savaşmak için vücudumuzu aktif hale getirir. Aksiyon için düşünmeye zaman yoktur, hayatta kalmak için saniyeler bile çok önemlidir. Kaçmalısın ya da savaşmalısın tepkisi tetiklenince beynimiz olayı hemen değerlendirir, uyaranın gerçek tehdit olduğundan emin olur, gerçekse devam etme isteğini analiz eder. Eğer tehdit gerçek değilse ya da artık sürmüyorsa hormonal aktivasyon yani beyin bu işlemi sonlandırır.

Panik bozuklukta tehlikenin gerçekçi analiz yeteneği bozulmuştur. Bireyin panik atak esnasında kriz, çıldırma, bayılma gibi sonuçların olacağından emindir. Yaşadığı panik ataktan sonra ölmediğini anlayınca da o korkunç hissi tekrar yaşama korkusu ile her an yaşayacak gibi tetikte bekler. Beklenti anksiyetesi beyin için tehlikenin çok yakında algısına denir. O nedenle de kaç ya da savaş reaksiyonunu sık kullanılanlar arasında kalır. İşte bu sebeple panik atak için her insanda var olan uyaran sisteminin doğru çalışmaması ve uyaran eşiğinin düşük olması denilir.

Kaç ya da savaş reaksiyonunda olduğu gibi panik atakta da şiddetli korku ve ölüm tehdidi hissedilir. Atak sırasında bu reaksiyonunda olduğu gibi vücudumuz aktif hale gelir. Fakat bu sırada bu korkuya sebep olabilecek göz ile görülen bir tehdit yoksa, beyin kaçmayı emretse de modern dünyanın kaçması ve ya da savaşması için vücuda koşma emrini vermez. Fakat panik atak geçiren bireyin vücudu tam olarak koşar gibi belirtiler verir.

Hipnoterapi, yapılan araştırmalara göre stres, korku ve endişeyi azaltmada yardımcı olduğunu gösteriyor. Panik atak belirtilerini düzeltmeye yardımcı olmak için de son zamanlarda hipnoz yaygın olarak kullanılan bir terapi yöntemidir. Hipnoz altındayken hipnoterapinin sağladığı pek çok yöntemle panik atağı olan kişiler yaşadıkları büyük korkuların nedenlerini anlama ve onlarla başa çıkma becerilerini geliştirme imkanını elde ederler.

 

Bilişsel davranışçı terapinin, panik bozukluğu tedavisinde etkisi kapsamlıdır. Bu etkililik bir çok araştırmada desteklenmiştir. Psikoterapide dikkat odağı bedenden çevreye yönlendirilmesi, zihinsel düzeyde doğru olmayan tehlike inançları üzerinde çalışılarak yeniden yapılandırma sağlanır. Kişinin kendisini kısıtlayan kaçınma ve güvenlik davranışlarını değiştirmesine destek olunur.

Nefes Terapisi, panik atak tedavisinde çok önemlidir. Çünkü hızlı ve yüzeysel solunum panik atağın başlamasına sebep olabildiği gibi, panik atağın durdurulmasını sağlar. Yapılan araştırmalarda panik bozukluğu problemi yaşayan bireylerin diğer bireylere göre daha hızlı solunum yaptıkları ve göğüs solunumlarının daha yüzeysel olduğu görülmüştür. Panik atak tedavisinde karın solunumu en etkili yöntemlerdendir” dedi.